GERÇEĞİN ÖTESİNDE SANAT

Çoğu insanın sanata bakış açısı,yorumlaması,
gözlemlemesi herkesle aynı değildir.Her insanın düşüncesi farklıdır.Bazılarımız gerçek
olanın farkında olmak istemeyiz.Bu nedenden ötürü kendimizi hayal dünyamıza hapsederiz.
Düşlerimiz,korkularımız,hayallerimiz bizim bir nevi sığınağımız olur.Bazen insanlar kendini buna o kadar çok kaptırır ki sadece hayal dünyasını evi bilir.Bu yerine göre iyi midir veya kötü müdür? O yönden belki de tartışılır.
Hayal demek gerçeğin dışına çıkmak olmaz mı ki...
Gerçeküstü denince ne düşünüyoruz mesela? Peki sanatta bu gerçek üstü düşünceleri kullanırsak ne olur?Düşününce örümcek şeklinde bir ayakkabı hayal edelim.
O ayakkabıyı giydiğinizde bir örümceğin 8 ayakla nasıl yürüdüğünü hissedebiliyor muyuz ki...
Sanırım gerçek üstücülüğe vereceğim en güzel örnek Salvador Dali diyebilirim.Gerek görünüş,gerek düşünce yapısıyla,tuhaf ve çarpıcı imgelerle her zaman dikkat çekiyor.
Esin kaynağı düşler,korkular ve hayallermiş.
Dali'nin eserlerini ilk keşfettiğim zaman Elsa 
Schiaparelli'yi araştırdığımda karşıma çıkmasıydı.
Elsa Dali'nin eserlerini tasarımlarında kullanıp
örümcek şeklinde düğmeler kullanmıştı.
Eğer ki sürrealizme modada örnek vermek  gerekirse en büyük örnek de Elsa Schiparelli. Elsa'dan sonra Dali'nin gerçekten ilginç sanat yapıtları olduğunu fark ettim.
İkisi de gerçek dışı düşüncelerini sanatlarına başarılı bir şekilde aktarmış.
Bu tasarımları gören belli bir kesim bunun saçmalık olduğunu düşünürken bazıları da oldukça başarılı bulmuş.Açıkçası bende ilk başta yadırgadım.
Ama inceledikçe tasarımların gerçek hayatı hayal dünyamızla birleştirip oldukça iyi iş çıkardıklarını görmüş oldum.
Hayal dünyası oldukça geniş,insanların korkularını,hayatın gerçeklerini hayalindeki şekillerle birleştirip,resmetmek oldukça başarı gerektiren bir durum.
Örnek vermek gerekirse Salvador Dali'nin Belleğin Azmi adlı eseri oldukça başarılı.
"Resimde 3 adet eriyen saat görülür,birinin üstüne bir sinek kondurulmuş,4.saat için ise karıncalar tarafından taşınmakta.Bu esere yapılan yorumların genelinde zaman insanların sandığından daha dirençsizdir.
Esere göre karıncalar üremeyi,sinek ve ağaç ölümü temsil eder."şeklinde yorumlanmış.
İncelediğim zaman çıkarttığım sonuç daha farklıydı diyebilirim.
Esere ilk baktığımda tüm anılarımızın zamanda tutsak kaldığını,günü geldiğinde zamanın eriyip gideceğine, böylelikle anılarımızın da yok olacağını düşünmüştüm.
Tablodaki ölmüş hayvan figürü veya yarı insan yüzüne benzeyen şeklin üstündeki
saatte tükettiğimiz zamanın da bizle gömüleceğine kanaat getirmiştim.
Karıncaların eriyen zaman yerine yeni bir zaman dilimini yerleştirip,böylelikle hayata başka anılar yerleştiriceğini diyebilirim.
Açıkçası her şey yok olsa da illa ki yerini dolduran başka hayatlar,tükenen eski usül geleneklerin yerini daha modernize edilmiş
gelenekler almış.Böylelikle zaman gectikçe çoğu şeyin değistiğini görebiliriz.

Tabloda ölüm ve yaşam arasının çok da uzun olmadığını böylelikle olabildiğince zamanı değerlendirmemiz gerektiği ve geriye akılda kalıcı anılar bırakmamız gerektiği söylenebilir.
Salvador Dali'nin eserlerindeki bu ince detaylar ilgilimi en çok çeken konulardan birisidir.





Bu blogdaki popüler yayınlar

BÜTÜNLÜĞÜN PARÇASI

UMULMADIK SON